Tarih sayfaları, milletlerin kaderini tayin eden dönüm noktalarıyla doludur. Ancak bazı tarihler vardır ki onlar sadece bir takvim yaprağı değil; bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun, esarete başkaldırısının ve bağımsızlık meşalesini sonsuza dek yakmasının adıdır. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. yılını gururla, coşkuyla ve ilk günkü heyecanla kutluyoruz. Kutlu olsun Cumhuriyetimiz!
1923’ün sonbaharında, yıll süren savaşların ardından yorgun, imkansızlıklar içerisinde ama inancından bir milim bile ödün vermemiş bir halk vardı. Emperyalist güçlerin paylaşmak istediği bu topraklar, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşı ile yeniden vatan kılınmıştı. Savaş meydanlarında kazanılan zaferlerin siyasi ve idari bir mühürle taçlandırılması gerekiyordu. 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet, saltanatın ve kulluk bilincinin külleri üzerine kurulan; egemenliği saraydan alıp kayıtsız şartsız millete veren eşsiz bir devrimdi.
Atatürk’ün "Türk milletinin tabiatına ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir" sözü, bu rejimin sadece bir yönetim biçimi değil, bu toprakların ruh kökünden beslenen bir yaşam felsefesi olduğunu inkar edilemez bir şekilde ortaya koyuyordu.
Cumhuriyet, sadece adı konmuş bir rejim değişikliği değildi. O, karanlıktan aydınlığa açılan devasa bir kapıydı:
Eğitimde fırsat eşitliğiydi: Köy Enstitüleri ile Anadolu’nun dört bir yanına yayılan irfan ışığıydı.
Kadın haklarıydı: Seçme ve seçilme hakkıyla dünyada öncü adımlar atan bir adalet hamlesiydi.
Bilim ve sanattı: Ülkenin dört bir yanını demir ağlarla örerken, sanayi tesisleri kuran, "Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir" diyerek geleceği gençlere emanet eden bir vizyondu.
Cumhuriyet; çobanla milletvekilinin, köylüyle aydının aynı masada eşit haklarla oturabildiği; herkesin birinci sınıf vatandaş olduğu bir büyük kucaklaşmaydı.
Bugün, Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlarken, aynı zamanda o büyük mirası geleceğe taşıma sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz. Cumhuriyet, korunması gereken sıradan bir emanet değil; çalışarak, üreterek, bilimin ve aklın ışığında yürüyerek her geçen gün daha da ileriye taşınması gereken kutsal bir görevdir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, bu vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizin bize bıraktığı en büyük miras, özgürce nefes aldığımız bu topraklardır. Onların açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğimize olan inancımız tamdır.
Tarihin akışını değiştiren, bu millete onurlu bir kimlik kazandıran büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyoruz.
Yaralarımızı saran, umudumuzu yeşerten, ezanlarımızın susmamasını ve bayrağımızın göklerde gururla dalgalanmasını sağlayan bu ulu çınarın gölgesinde bir kez daha haykırıyoruz:
Yaşasın Cumhuriyet!Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk!Ne mutlu Türküm diyene!
Profesyonel ve her yönü ile kontrol edilebilir gelişmiş çok özellikli hızlı hosting yazılımlar. İşte öne çıkan özelliklerimiz.

